Amerikan kiliselerinde gelişen gospel davulculuğu, yirminci yüzyılın ikinci yarısında kendi ritmik dilini kurdu. Ayinin müzikal akışı sabit bir repertuvara değil, o anki gidişata bağlıdır; davulcu bölüm değişimlerini önceden bilmeden, yönetenin işaretiyle anında uyum sağlamak zorundadır. Bu koşul, olağanüstü bir tepki hızı geliştirir.
Üslubun en tanınan bölümü shout music adıyla anılır: hızlı, 6/8 ya da shuffle temelli, yoğun ve yükselen bir bölüm. Bas davul ve trampet arasındaki hızlı alışveriş, hi-hat’in sürekli açılıp kapanmasıyla birleşir. Kalıp basit görünse de gerekli dayanıklılık ve gürlük dengesi ileri seviyedir. Tempo çoğu zaman dakikada iki yüz vuruşun üzerindedir ve bölüm beş on dakika sürebilir; dayanıklılık burada teknikten önce gelir.
"Gospel chops" olarak anılan yaklaşım, bu ortamdan doğdu ve internet üzerinden yayılarak dünya çapında bir teknik ölçütüne dönüştü. Eleştirilen yanı, tekniğin parçanın ihtiyacının önüne geçmesidir; savunulan yanı ise uzuv bağımsızlığını ve hızı benzersiz bir düzeye taşımasıdır. Aaron Spears, Chris Coleman ve Calvin Rodgers gibi isimler bu geleneğin bilinen temsilcileridir; her biri kilise ortamında yetişmiş, sonrasında popüler müzik kayıtlarında çalmıştır.
Derslerimizde bu üsluptan alınan çalışmalar teknik geliştirme amacıyla kullanılır; kursiyere aynı zamanda hangi yoğunluğun hangi bağlamda yerinde olduğu sorusu birlikte çalıştırılır.