1930’ların ortasına kadar davulcu, büyük orkestralarda zamanı tutan ama adı anılmayan bir müzisyendi. Gene Krupa’nın Benny Goodman orkestrasıyla 1937’de çaldığı "Sing, Sing, Sing", bu algıyı tek seferde değiştirdi. Parçanın uzun bas davul figürü üzerine kurulu yapısı, davulu eşlikçi olmaktan çıkarıp temanın taşıyıcısı hâline getirdi.
Krupa’nın tekniği, kendinden sonra gelenlerin ölçüsüne göre yalındır; asıl katkısı ses ve görünürlük üzerinedir. Davul derilerinin ve zillerin kayıt içinde duyulabilir hâle gelmesi için ısrar etmiş, enstrümanın sahnede öne alınmasını normalleştirmiştir. Slingerland ile yürüttüğü çalışma, ayarlanabilir tom bağlantılarının standartlaşmasında pay sahibidir.
Bugünden bakıldığında Krupa’nın solo anlayışı, serbest bir doğaçlamadan çok kurgulanmış bir bölüm gibidir: tema tekrar eder, gerilim kademeli yükselir, çözüm topluluğun girişiyle gelir. Bu kurgu mantığı, solo çalışmaya yeni başlayan bir kursiyer için hâlâ en sağlıklı başlangıçtır.
Derslerimizde ilk solo çalışmaları serbest doğaçlamayla değil, iki ya da dört ölçülük kapalı bir fikrin tekrarıyla başlar; Krupa’nın kurduğu bu iskelet, kursiyere hem zaman duygusunu hem cümle bitirmeyi aynı anda öğretir.