James Brown topluluğunda çalan Clyde Stubblefield’ın 1970 tarihli "Funky Drummer" kaydındaki kısa solo bölümü, popüler müzik tarihinin en çok örneklenen davul kaydıdır. Önemi virtüözlükten değil, kalıbın iç mantığından gelir: on altılıkların tamamı çalınır ama yalnız birkaçı vurgulanır; aradaki sessiz ve hayalet vuruşlar kalıbı yürütür.
Funk davulculuğunun temel ilkesi, "bir" vuruşunun mutlak ağırlığıdır. James Brown’un müzisyenlerine sık tekrarladığı "on the one" ifadesi, armonik hareketin azaldığı bir müzikte ritmin nereye yaslanacağını tanımlar.
Akor değişimi seyrekleştikçe, ölçünün ilk vuruşu yapının tek referansı hâline gelir. Bu anlayış armonik olarak da karşılık bulur: tek akor üzerinde dakikalarca süren bölümlerde ilgiyi ayakta tutan şey melodi değişimi değil, ritmik dokunun kendi içindeki küçük kaymalarıdır.
Stubblefield’ın kalıbı yazıya döküldüğünde basit görünür; zorluk, hayalet vuruşların gürlüğünü doğru ayarlamaktır. Aynı nota değerleri eşit şiddette çalındığında kalıp yürümez, mekanikleşir. Fark, ölçülemeyecek kadar küçük gürlük farklarındadır. Kalıbın bir diğer inceliği, hi-hat’in tamamen kapalı olmaması ve aralıklı olarak hafifçe açılmasıdır; bu küçük açılmalar, sabit on altılık dokuya nefes kazandırır ve kalıbın tek düze duyulmasını engeller.
Derslerimizde funk çalışması metronomla değil, önce yalnız hayalet vuruş alıştırmasıyla başlar; kursiyer aksanlı ve aksansız vuruş arasındaki farkı kendi kaydından duyduğunda kalıp oturmaya başlar.