Moeller tekniği, kolun kamçı benzeri bir hareketiyle art arda birkaç vuruş üretmeye dayanır. Hareket omuzdan değil, kolun doğal düşüşünden başlar. El yukarı kalkarken çubuğun ucu geride kalır, iniş sırasında öne savrulur. Birinci vuruş bu savrulmadan gelir ve vurguludur. İkinci ve üçüncü vuruşlar sekmeden ve parmak denetiminden çıkar.
Kazanç ekonomiktir: aynı sayıda nota daha az kas işiyle üretilir. Uzun icralarda yorgunluk belirgin biçimde azalır. Öğrenmenin zor yanı, hareketin parçalara ayrılmasıdır. Önce yalnızca kaldırma çalışılır, sonra düşüş eklenir, en son sekme vuruşları gelir. Yavaş tempoda hareket abartılı biçimde yapılır; hız arttıkça genlik kendiliğinden küçülür.
Sık yapılan hata, hareketi bilekten taklit etmektir. Bilek tek başına kullanıldığında kamçı etkisi oluşmaz ve teknik yalnızca görüntüde kalır. Tekniğin oturduğu, vurgulu notanın kendiliğinden öne çıkmasından anlaşılır; vurgu artık ayrıca üretilmez.
Hareketin öğrenilmesinde ayna ya da kamera yararlıdır. Kolun yukarı kalkışında bagetin ucunun geride kalıp kalmadığı gözle görülür; bu ayrıntı kulakla değil yalnızca bakarak denetlenebilir.
Derslerimizde bu teknik, temel vuruşlar oturduktan sonra kademeli olarak eklenir.