Elektronik davulun 1980’lerdeki ilk yaygınlaşması, akustik setin yerini alma iddiasıyla geldi. Bugün gelinen nokta ise yer değiştirme değil birleşme: akustik set korunur, üzerine tetikleyici pad’ler ve örnekleyiciler eklenir. Bu düzene hibrit set denir.
Uygulamada en sık karşılaşılan kullanım, akustik bas davulun bir örnek sesle desteklenmesidir. Canlı sahnede düşük frekansların net duyulmasını sağlar; stüdyoda ise kayıt sonrası dengeyi kolaylaştırır. İkinci yaygın kullanım, parçaya ait perküsyon ve efekt seslerinin pad üzerinden davulcu tarafından çalınmasıdır. Üçüncü kullanım, akustik olarak üretilmesi güç olan uzun sönümlü ya da işlenmiş seslerin sahnede çalınabilmesidir; böylece kayıt düzenlemesi canlıda da korunur.
Hibrit düzenin getirdiği asıl değişiklik teknik değil, sorumluluktur. Davulcu artık yalnız çalmaz; hangi sesin ne zaman devreye gireceğini, tempoya bağlı döngülerin nasıl yönetileceğini de planlar. Sahne öncesi hazırlık, provanın bir parçası hâline gelir. Bu planlama davulcuyu topluluğun zaman referansı hâline getirir; tempoya bağlı bir döngü çalıyorsa, artık yalnız kendi zamanını değil bütün grubunkini taşır.
Derslerimizde ileri seviye kursiyerlerle çalışılan kayıt ve sahne hazırlığı bölümünde, tetikleme mantığı ve tempo referansıyla çalma da programa dahil edilir.